← Köşe Yazıları

Sinema

"YOL"

Fatih Küçüktütüncü·4 Mart 2014·2 dk okuma

Uzun zamandır izlemekten çok keyif aldığım bir film bulamıyordum piyasada. Popüler kültürün günübirlik zevklerinden midir yoksa gerçek bir sanatı icra edecek büyük sanatçıların artık yetişmemesinden midir bilinmez uzun…

Uzun zamandır izlemekten çok keyif aldığım bir film bulamıyordum piyasada. Popüler kültürün günübirlik zevklerinden midir yoksa gerçek bir sanatı icra edecek büyük sanatçıların artık yetişmemesinden midir bilinmez uzun zamandır ülkemizde keyifle izleyebileceğimiz bir film yapılmıyor.

Görsel video kayıt teknolojisinin bu denli geliştiği, üniversitelerimizde pek çok sinema bölümünün açıldığı günümüzde malesef giderek sanatsal bir kısırlaşmanın içine çekiliyoruz.

Bu sanatsal kısırlaşmanın sosyolojik ve politik analizini yapmayacağım, nedenlerini hepimiz biliyoruz. Burada başka bir filmi bu sayfaya ayırdım.

"Yol" filmi üzerine bir kaç kelime etmek istiyorum. Uzun yıllar boyunca her zaman izlemeyi ötelediğim bir filmdi Yol.  Hollywood ödül törenleri sonrası etrafımdaki herkesin bu içi boş popüler reklam törenindeki "selfie" fotoğrafları konuşurken ben içimden küfrediyordum her zamanki gibi.

Eve geldim ve hepsine inat "YOL" filmini izledim. Bu filmin üzerine analiz yapmak, filmi eleştirmek, filmin üzerine yorumlar belirtmenin dahi haddimin olmadığını hatta filmle ilgili bir yazı yazmak için bile saatlerce oturup düşünmek gerekli olduğu için filmin içeriğine, sanat yönetimine ve senaryosuna dair yorumlar yapmayacağım.

Ama sanırım Türk sinema tarihinin en kaliteli bir kaç filminden biri olduğunu söyleyebilirim. Hani "Mona Lisa" yı bana anlat deseniz yapacağım yorumlar ne kadar lüzumsuz gevezeliklerse bu filmi anlatmaya çalışmak da o kadar ciddi gevezeliktir.

Filmin Senaristi Yılmaz Güney'e mi, yönetmeni Şerif Gören'e mi, müziklerinin yapımcısı Zülfü Livaneli'ye mi, yoksa oyuncular Tarık Akan, Şerif Sezer ve Halil Ergün'e mi şapka çıkartmak gerekir bilemiyorum.

Mutlaka izleyin, hem 1980 sonrası Türkiye'sine, askeri rejime, töre ve aşiret kültürüne en güzel eleştiri; hem her bir sahnesi ayrı bir sanat eseri; hem insan psikolojisinin en güzel sanata yansıtılması; hem hayata dair en iç burkan detayların bir araya geldiği müthiş bir drama..

Drama derken filmi izlerken gözleriniz dolmayacak kadar gerçekçi ve sizi içine alan bir film; ajitasyondan uzak tespitler, ben bana bu kadar derinlik veren bir filmi hayatımda çok az izledim.

1982 Cannes film festivalinde en iyi film ödülünü alması ve yurtdışında en bilinen Türk filmi olması da hiç bir şekilde tesadüf değil.

Filmi yorumlamak ve üzerinde çalışmak için dediğim gibi bir kitap yazmak gerekir o yüzden bu detaylara girmiyorum ancak filmi fırsatınız olduğu ilk aşamada izleyin.

Hem Yılmaz Güney'in hem de Şerif Gören2in huzurunda saygıyla eğiliyorum.