← Köşe Yazıları

Deneme

Vedat Çakmak üzerine

Fatih Küçüktütüncü·18 Nisan 2015·4 dk okuma

Kendisiyle ilgili olarak bir yazı değil belki bir kitap yazmanın daha anlamlı olacağı ve bu dünyadan erken göç etmiş insanlardan bir tanesini bu gün yazmak istedim.

Kendisiyle ilgili olarak bir yazı değil belki bir kitap yazmanın daha anlamlı olacağı ve bu dünyadan erken göç etmiş insanlardan bir tanesini bu gün yazmak istedim.

2013 yılının 29 Ekimi'nde bu dünyadan erken veda etmiş, bilgisiyle, erdemiyle, beyfendiliğiyle daha yapacak onlarca, yüzlerce projeyi bizlere bırakarak aramızdan ayrılan değerli bir insandan Vedat Çakmak'tan bahsetmek istiyorum.

Galatasaray Üniversite'sinde 2000'li yıllarda okuyan insanların pek çoğunun bildiği, tanıdığı, sevdiği bir akademisyendi Vedat Çakmak.

Pek çok soğuk yüzlü, kibirli, öğrencileri bir şekilde ezmeye çalışan ve yardımcı olmaktan uzak eğitim görevlilerinden çok uzak tüm öğrencilerle iç içe, sıcak bir diyalogla onlara yardımcı olmaya çalışan, onlarla aynı dili konuşup, aynı heyecanı yaşayan bir değerdi Vedat Çakmak.

Uzun sakalı, her zaman yanından eksik etmediği Kısa Samsun sigarası ve ansiklopedilere sığmayan bilgi dağarcığıyla bu ülkede aydın olmanın tüm gereklerini üzerinde taşıyan bir üst insandı kendisi.

Tanışıklığımızdan kısa süre sonra iletişimimiz artmış, bir saatten sonra öğretmen -öğrenci ilişkisinin ötesine ulaşarak en yakın dostlarımdan bir tanesi olmuştu Vedat Çakmak.

Geriye görüşemediğimiz zamanlarda mail yoluyla yaptığımız yüze yakın mektuplaşmalar, bana öğrettiği değerler ve hayata bakışımı değiştirişiyle asla unutulmayacak bir isimdi kendisi.

Tıpkı kendisi gibi bir üst insan olan dünyaca ünlü Andres Hurtado ile kendisini bir araya getirip Kız Kulesine kadehlerimizi kaldırdığımız gece bu iki dünya vatandaşının ve bu iki üst insanın konuşmalarını dinlediğimde bu hayatta böyle dostlara sahip olmanın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha farketmiştim.

Oysa Vedat Çakmak yakın dostu Yaşar Kemal'i, Andres de yakın dostu Gabriel Garciaz Marquez'i bir araya getirecek ve bir sonraki seferde onlarla birlikte kaldıracaktık kadehlerimizi Kız Kulesine karşı. Bu gerçekleşmeyen projede önce Vedat Çakmak aramızdan ayrıldı, sonra Gabriel Garciaz en son Yaşar Kemal de gidince şimdi Andres'le ikimiz kaldık bu gerçekleşmeyen projede.

2009 - 2013 yılları arasında neredeyse her hafta bir çok defa bir araya gelip ya bir meyhane sofrasında, ya bir kahvaltı masasında ya bir üniversite kantininde ya da bir esnaf lokantasında konuştuğumuz konular, yaptığımız muhabbetler keşke bir videoya kaydetme imkanımız olsaydı.

2009 yılında üniversiteden mezun olduğumda Amerika'ya gidecekken uçağımın kalkmasına tam bir hafta  kala benimle konuşan ve bu ülkeyle yeniden barışmamı sağlayan insandır kendisi.

Ülkenin siyasal durumu, toplumun sosyolojik durumu ve krizle birlikte iş dünyasının finansal durumu nedeniyle bu ülkeye küsüp amerika'ya yerleşme ve hayatımı orada kurmaya kesin bir şekilde karar vermiştim oysa.

Aynı zamanda yine Galatasaray'da yüksek lisans için kabul da alınca kafam ciddi bir şekilde karıştı. Dalgın dalgın boğaza karşı, zihnimden geçen düşüncelerle boğuşurken o her zamanki gülümser, sevecen haliyle yanıma gelmiş, masama oturmuştu Vedat Çakmak...

Kısaca durumu kendisine anlattığımda gülümsedi. Hayatında binlerce genç görmüş, iş dünyasında akedemide onlarca, yüzlerce insan yetiştirmiş bir çınardı o.

"Hayatında karşına o kadar çok fırsat çıkacak ki pek çok zaman bu fırsatlar karşısında karar vermek için mide krampları yaşayacaksın ve hayatın cehenneme dönecek" demişti.  "Tavşan dağa küsmüş dağın haberi olmamış" misali bu ülkeye küsmüş bir gence bu ülkeyle barıştırmış, yapacak daha çok fazla şeyin olduğuna inandırmıştı.

Bu ülke için bedeller ödemiş, acılar çekmiş, gün görmüş bir insandı.  Yakın dostlarının pek çoğunun 80 ihtilali sonrasında çektiği acılara, işkencelere tanıklık etmiş bir kişiydi.

Üniversitede hiç bir dersime girmemişti oysa. Kantin sohbetlerinde tanıştığımız bir arkadaştı halbuki.

Robert Koleji bitirdikten sonra Ortadoğu Teknik Üniversite'sinde mühendislik eğitimi almış 8 yıl kadar mühendisliği sürdürebilmişti. Sonrasında bu ülkenin bir kuşağına bilgiyi ulaştıran Ana Britanica'yı Türkiye'de çıkarmış, Ana yayınlarını kurmuş, İletişim Yayınlarını kurmuş bilgiye ve aydınlığa inanmış bir insandı.

İş dünyasında elde edeceği ünvanları alıp, ulaşabileceği başarılara ulaştıktan sonra severek ve isteyerek akademiye dönmüş öğrencilere bilgiyi, erdemi, açık-görüşlülüğü anlatan bir aydın olmuştu sonrasında.

Son İstanbul beyfendilerindendi. Yazdığı tüm maillerde, mektuplarda öğrencisine hitaben "Saygılarımla" diyerek ifade ederdi. Önce insan olmayı ve insan olmanın erdemini vurgulardı her zaman.

Son zamanlarında kendi hayatıyla ilgili pek çok sırrı da paylaştığım bir sır dostu da olmuştuk kendisiyle.

Beni ilk kez yazı yazmaya teşvik eden, yazdığım bazı yazıların Bianet'te yayınlanmasına dolaylı olarak yardımcı olan Radikalgenç serüvenini başlatan bir büyük dehaydı.

Sıkıştığım zamanlarda, yol bulmaya çalıştığım dönemlerde bilgisiyle, tecrübesiyle yol açan tüm sorunları çok hızlı bir şekilde çözmemi sağlayan bir fenerdi adeta.

Yaşanabilir, yeşil, sürdürülebilir, aydınlık, eşitlikçi, paylaşımcı bür dünya idealini hep yaşadı, insanlara aşıladı. "Bir mum başka bir mumu yakmakla ateşinden bir şey kaybetmez"  düsturuyla pek çok gence de yine ilham kaynağı oldu.

Bu gün karşıma çıkan her fırsatta karar vermek için hayatım cehenneme döndüğünde hala onu hatırlatırım. Zira Vedat Çakmak bana bu ülkeyi sevdirmiş, bu ülkeyle barıştırmış bir insandır.