Toplum
Sosyal Medya Üzerine
21. yy'da bu devirde pek çok isim takıldı. Milenyum çağı, teknoloji çağı, uzay çağı, gibi. Teknolojik gelişmelerin, tüketim toplumu olmanın, global bir köy haline gelmenin getirdiği tüm sonuçlar bizden önceki tüm…
21. yy'da bu devirde pek çok isim takıldı. Milenyum çağı, teknoloji çağı, uzay çağı, gibi. Teknolojik gelişmelerin, tüketim toplumu olmanın, global bir köy haline gelmenin getirdiği tüm sonuçlar bizden önceki tüm yüzyıllardan daha farklı bir yaşam sürmemize neden oldu.
Hayatımızı değiştiren binlerce yeni icat geliştirildi, halen de geliştirilmekte. Ancak bunların içinde bu yüzyıla damgasını vuran ve insanlığın yaşam değerlerini büsbütün değiştiren en büyük icat sanırım internetin bulunup yaygınlaşması oldu bu devirde.
Dünyayı global bir köy haline getiren, insanlığı bilgi toplumunun içine çeken ve tüm insanları bir şekilde birbirine bağlayan en büyük görünmez ip bu gün internet ve internetin yarattığı sosyal medya.
Tüm dünya insanları gibi Türkiye toplumu da bu gün internetin getirdiği tüm yararları ve zararları neredeyse sonuna kadar tüketiyor hale geldi bile.
İstatistiklere baktığımızda Türkiye'de 35 milyonun üzerinde internet kullanıcısı var. 38 milyon aktif sosyal medya kullanıcısı bulunuyor. Buradaki 3 milyonluk fark internet kullanmayıp sadece sosyal medya kullanan x ve Y kuşağından kaynaklandığını belirtmekte yarar var. Toplam nüfusun %43'ü aktif internet kullacısı. 28 milyon insan mobil sosyal medya kullanıyor. Günlük ortalama sosyal medyada geçirdiğimiz saat 2 saat 37 dakika. İnternet kullanıcılarının %94'ü aktif facebook kullancısı, %72'i aktif twitter kullanıcısı, yüzde 34'ü aktif instagram kullanıcısı.
Sosyal medyaya dair istatistikleri incelediğimizde toplum olarak en fazla aktif kullanıcı sayısına sahip 7. ülkeyiz. Giderek şeffaflaşan dünyada tamamen bir ahtapotun kollarına sıkışmış gibi sosyal medya ağında pek çok insan yaşantılarının pek çok safhasını lanse etmekte, kişilerin beğenisine sunmakta.
Eski zamanlarda kişiler önce tanışıp sonra birbirlerini tanırken artık önce kişiler birbirlerinin tüm karakterlerini sosyal medya üzerinden tanıyıp sonra arzu etmeleri durumunda iş ve sosyal alanda tanışma aşamasına geçiyorlar.
Toplum olarak sosyal medya üzerinden giderek asosyalleşen bir hal alıyoruz. Kişilerin sosyal medya üzerinden beğeni beklentileri, sanal popülerite elde etme çabaları, kendilerini lanse ederken bir anlamda yüzlerine taktıkları maskeler ise zaman içinde kişileri mutsuzluğa, yalnızlığa itiyor.
Hayatın her aşamasını, gidilen her mekanı, geçirilen her anı, duyulan her güzel sözü sosyal medyada lanse etme, kişilerin beğenisine sunma durumu ise giderek yozlaşan toplumumuzda kronikleşen bir hastalık haline gelmekte.
Mark Zuckenber 2000'li yılların başında Harvard'da kurduğu arkadaşlık sitesi bu gün tüm dünyayı etkisine hatta avuçlarına aldı. Tüm bunlar yaşanırken kişilerin self-marketing alanı haline gelen sosyal medya her gün hayatımıza katılan yeni bir ihtiyaçla yaşamımızı işgal etmeye devam ediyor.
2012 yılında Gezi Parkı olayları daha öncesinde Arap Baharında Twitter ve Facebook hesaplarının ne kadar etkin olduğu, bir çağı kapatıp yeni bir çağı açmada ne kadar başarılı olduğunu ifade etmek gerekir.
Ancak tüm bunların yanında kişilerin özel yaşamlarının her anını burada sergilemesi, yenilen içilen, gidilen görülen tüm anların afişe edilmesi durumu ise sanırım Türkiye toplumunun köklerinden gelen genetik kodlarına bir aykırılık içeriyor.
Zira eski dönemlerde yenilen, içilen şeylerin; gezilen görülen yerlerin ballandırılarak anlatılması toplum içinde bir görgüsüzlük olarak nitelendirilmekte ve bu nedenle de toplumda kabul görülmeyen davranışlar olarak bilinmekteydi.
Bu gün yemek yemeden önce yemeğin resmini çeken, alışveriş yapmadan önce yapılan alışverişi soyal medyada lanse eden insanları anlamaya çalıştığımızda ise bilinçaltlarında daha temel bazı kronik rahatsızlıkların olduğunu gözlemliyoruz.
Beğenilme, takdir görme insan egosunda var olan temel ihtiyaçlardan bir tanesi. Ancak çocukluk ve gençlik dönemlerinde bu hissiyatını yeterince tatmin etmemiş olan kişiler, bulunduğu yaşam içerisinde de yine beğenilme ihtiyacını tatmin edemediğinde sosyal medya üzerinden bu ihtiyacı giderme yoluna gidiyor.
Bu durum kıyaslama yoluyla başka insanlara duyulan kıskançlık, rekabet gibi dürtüleri de tetikliyor doğal olarak. Sosyal medyada bu nedenle aslında çok samimi olarak görünmesine rağmen arka tarafta birbirine hasetle bakan insanların çoğalmasına neden oluyor.
Sosyal medya kullanımında yapaylık ve dejenerasyonun farklı yan etkilerinden de bahsetmek gerek. Farklı bir maskeyle sosyal medyada kendini lanse eden kişiler tanıştığı ve özel hayatlarına dahil ettiği kişileri daha yakından tanımaya başladığında belli bir hayal kırıklığıyla karşılaşabiliyorlar. Sosyal medyada verilen mutluluk pozlarının arkasında gizlenen sıradan karakter yapıları kişilerin birbirinden tatmin olmamasına, birbirinden çabuk sıkılmasına ve yine birbirlerinden kısa sürede kopmasına neden oluyor.
Sosyal medya adı üzerinde kişileri sosyalleştiren bir yapı olması gerekirken giderek asosyalleştiren ve derinden bir yalnızlığa iten bir mekan haline gelebilmekte.
Tüm bunlar yaşanırken yine bilinçli kullanım ve farkındalıkla belki bu kronik yan etkiler ve hastalıklı durumlar giderilebilir belki...
Geleceğe karşı yine de fazlaca enseyi karartmamak gerek...