← Köşe Yazıları

Deneme

Modern Zamanlarda Aşk...

Fatih Küçüktütüncü·12 Nisan 2015·3 dk okuma

Nil Karaibrahimgil'in yazıp seslendirdiği Modern Zamanlarda Aşk şarkısını dinlerken, bir soru beni biraz düşündürdü.

Nil Karaibrahimgil'in yazıp seslendirdiği Modern Zamanlarda Aşk şarkısını dinlerken, bir soru beni biraz düşündürdü.

Modern zamanlarda aşk yorulmuş mudur?

Türkiye toplumu giderek evrileşerek farklı bir yaşam tarzına doğru yolculuk yapıyor.

Özellikle bilişim teknolojilerinin, sosyal etkileşimin artması, artık dünyanın giderek küçülen bir dünya halini almasıyla Türkiye gençliğinin de aşka ve ilişkilere bakış açısı giderek değişiyor.

günümüzde modern insanın yaşadığı temel çelişkilerden ve çözüm bulamadığı sorunlardan bir tanesi ilişkiler ve evlilik müessesleri.

Giderek hedonistleşen yaşantımızda ilişkilerde tıpkı tüketim nesnesi gibi çok hızlı şekilde elde edilip, sindirilip, daha sonra posası bir tarafa atılan bir nesne halini aldı bile çoktan?

Senin kalbin boş mudur? çalsam evde kimse yok mudur?

Aşka yüklediğimiz kavramlar, içsel dünyamızda anlamlandırdığımız duygular ne kadar çok farklı da olsa artık ilişkiler de daha çok karşılıklı bir alışveriş haline gelmiş durumda...

Karşılıklı fikir alışverişi, birbirinin geçmişinden ve karakterinden beslenme, birlikte keyifli bir zaman geçirme, belli fizyolojik ihtiyaçları giderme sonrasında yaşanan tatminiyetsizlik ve yeniden aranışa geçilen yeni tüketim aşkları bulma çabası...

"Friend for benefits" ve "fuckbuddy" kavramları da yine artık özgür bir biçimde ve rahatlıkla bireyler tarafından konuşulmakta, üzerinde belli dealler yapılmakta...

Bu konuyu biraz düşündüğüm bir Bodrum tatilinde bu konuyu detaylı olarak anlatmak istediğim bir senaryoya başlamıştım.  Umarım ilerleyen günlerde bu konuyu son haline getirmiş olurum.

Özgürlükle aidiyet ihtiyacı arasında sıkışmış, çok fazla bir araya geldiğinde birbirini sıkan, ancak ayrı kalındığında da özlem duyulan bir konu aşk ve ilişkiler...

Schopenhauer ilişkilerdeki bireyleri birer kirpiye benzetmekte. Kirpiler ısınmak için birbirlerine ihtiyaç duyarlar ve mutlaka birbirlerine yakınlaşmak isterler. Ancak yakınlaştıklarında da tekrar birbirlerinin dikenleri birbirine batar ve birbirlerinin canını yakarlar ve ayrılmak isterler...

Birey olma vasıflarını kazanma ve tek başına güçlü bir şekilde özgürce kendi kişisel zevklerini yaşama duygusu kişilerin evliliğe bakış açısını da değiştirmiş durumda.

Yine Schopenhaur'in dediği gibi aşk daha çok türün devam etme iç güdüsünün bir dışa yansıması. Ve kişilerin de evlilikten temel beklentileri türlerini devam ettirebilecek bir çocuk sahibi olma düşüncesinde bu gün daha çok...

Kişiler ilişkilere başladığında öncelikle büyük bir tutkuyla birbirlerine bağlanmışken daha sonra ise karşılarındaki partnerlerini kendisine uygun tailor-made bir yöntemle özelleştirmek, dönüştürmek ve değiştirmek çabasına giriyorlar. Tüm bu durumlar da ilişkilerin yıpranmasına ve tüketilmesine neden oluyor haliyle.

Oysa aşkın da anlık bir buluşma, bir ilahi bonus olduğu unutulmakta günümüzde...

Bu nedenle etrafımızda pek çok mutsuz, yalnız; ya da mutsuz birlikte bireyler görüyoruz...

Diğer yandan zamane aşklarının kötü hastalığıdır yapaylık. modern zamanlar her şey ile birlikte hislerinde sahteleşmesine sebep olmuş, hislerin içinde hatırı sayılır bir yere sahip olan aşta bu durumdan nasibini almıştır.

Günümüzde yaşam hızlanmış ve seçenekler çoğalmıştır. böylelikle aşklar hızlı başlayıp "x olmazsa y olur" mantığı ile aynı hızla bitebilmektedir. tüketim çağının insanları birbirlerini de kolayca tüketebilmektedir. artık sevgili sevenin bir mesaj uzağındadır çünkü. mektup yazma, mektuba cevap beklerken sevdiceğe dair hayaller kurma zamanları ise çok uzaklarda kalmıştır.

Maddeleşen, somutlaşan insan sevgilinin ruhu, kalbi, karakteri yerine kıyafetlerinin, telefonlarının markaları, oturup kalktıkları mekanlar ile ilgilenebilmektedir. sosyal hayatta değerlenen kartvizit aşklarda da önemli bir kıstas haline gelmiştir.

Egonun önem kazanması insanın içinde barış ve fedakarlık yerine savaş ve bencillik duyguları ön plana çıkarmış, her şeyin yükselmek, elde etmek, sahip olmak gibi hırslara kurban verilmesiyle aşklarda sevgililerin birbirlerini elde etmeye, yenmeye çalıştığı meydan savaşlarına dönüşmüştür. tartışmalarda çiftler birbirlerini anlamak, anlaşmak yerine haklı çıkmaya çalışmaktadır.

Modern zamanlarda aşk, yeterince inandırıcı olmayan, ispatlanması, sınanması gereken bir kavrama dönüşmüştür. bu da aşkı yapaylaştırmıştır. hayat kolaylaştıkça`:ne açıdan kolaylaştığı, kolaylaşmadığı da tartışılır ya` duygular karmaşıklaşmış, kavuşmak kolaylaştıkça aşk zorlaşmıştır