← Köşe Yazıları

Edebiyat

HAZİRAN'DA ÖLMEK ZOR...

Fatih Küçüktütüncü·3 Haziran 2014·2 dk okuma

Nazım Hikmet'in aramızdan ayrılışının 51. yılına giriyoruz.

Nazım Hikmet'in aramızdan ayrılışının 51. yılına giriyoruz.

Bir bahar günü, 3 Haziran 1963'te gözlerini yumdu bu hayata gözlerini Nazım Usta.

"Hedefiniz her zaman kutup yıldızlarına yetişmek olsun, yetşimeseniz bile yönünüzü tayin eder" diyor İbranice bir atasözü.

Aynen bu sözde olduğu gibi Nazım Hikmet yaşantısıyla, fikirleriyle, romantizmiyle bizler için bir kutup yıldızı.

Yönü kuzeyi gösteren, sınıf çatışmalarının ötesinde insanı insan olarak gören, bu bağlamda evrenselliği yakalayan 21. yy'da Türkiye'den evrenselliğe ulaşan koca bir çınar.

"Bana mutlulupun resmini çizebilir misin Abidin?" O bize şiirleriyle mutlu bir dünyanın resmini çizdi gitti, geriye ondan aldığımız ilhamlar, idealler, romantizm, hümanizm kaldı ve sonsuza uzandı, ayrıldı aramızdan.

Hasan Hüseyin Korkmazgil'in dediği gibi Haziran'da ölmek zor da olsa, o bize bu güzel günde elveda dedi.

Hangi şiirler, hangi cümleler artık onunkiler kadar yüreğimize tüm samimiyetiyle dokunacak.

Nazım'ın anısına...

HAZİRAN'DA ÖLMEK ZOR

gece leylak ve tomurcuk kokuyor

yaralı bir şahin olmuş yüregim

uy anam anam, haziranda ölmek zor

calışmışım onbeş saat

tükenmişim onbeş saat

yorulmuşum, acıkmışım, uykusamışım

anama sövmüs patron

sıkmışım dişlerimi

islıkla söylemişim umutlarımı

sıcak bir ev özlemişim

sıcak bir yemek

sıcacık bir yatakta unutturan öpücükler

cıkmışım bir dalgadan, vurmuşum sokaklara

sokakta tank paleti

sokakta düdük sesi

sarı sarı yapraklarla dallarda

insan iskeletleri

gece leylak ve tomurcuk kokuyor

'uyarına gelirse tepemde bir de çınar' demiştin yıllar önce

demek ki on yıl sonra

demek ki sabah sabah

demek ki manda gönü

demek ki

sile bezi

bir de memedin yüzü

bir de saman sarısı

bir de özlem kırmızısı

demek ki göçtü usta

kaldı yürek sızısı

yıllar var ter içinde taşıdım ben bu yükü

bıraktım acının alkışlarına

3 haziran 63u

bir kırmızı gül dalı egilmiş üstüne

bir kırmızı gül dalı şimdi uzakta

okşar yanan alnını nazim ustanın

bir kırmızı gül dalı egilmiş üstüne

bir kırmızı gül dalı şimdi uzakta

yatıyor oralarda

bir eski gömütlükte

yatıyor usta

gece leylak ve tomurcuk kokuyor

geçsem de gölgesinden tankların tomsonların

suramda bir kuş ötüyor.

haziranda ölmek zor....