← Köşe Yazıları

Edebiyat

Hayvan Çiftliği

Fatih Küçüktütüncü·19 Mart 2012·2 dk okuma

TÜM İNSANLAR EŞİTTİR ANCAK BAZI İNSANLAR DAHA ÇOK EŞİTTİR!”

TÜM İNSANLAR EŞİTTİR ANCAK BAZI İNSANLAR DAHA ÇOK EŞİTTİR!”

Ben sözün aslını biraz değiştirdim ve başlık yaptım. Bu söz aslında George Orwell’a ait. Hayvan Çiftliği adlı kitabının temel konusunu oluşturuyor. “Tüm hayvanlar eşittir, ancak bazı hayvanlar daha çok eşittir.” George Orwell’ın bu kitabını okuyanlar mutlaka vardır, okumayanlara da en yakın zamanda okumalarını tavsiye ederim. Okumayanlar için kısa bir özet yapmak istiyorum.

Kitabın birinci bölümü şöyle:

“Bir dönem bir çiftlikte yaşayan hayvanlar, çiftlik sahibinin kendilerine yeteri kadar değer vermediğini, fazlaca çalıştırdığını ve kendilerini aç bıraktığını iddia ederler. Uzun zaman bu şikayet dillerde dolaşmış ve hayvanlar kendi dünyalarında bu çiftliği ele geçirme kararı vermiştir. Uzun söylemler ve planlar sonucu at, eşek, koyun, kuzu, inek, domuz, kuş ve diğer hayvanlar bir araya gelmiş büyük bir coşkuyla çiftlik sahibini devirmiştir. Bu olay diğer çiftlikler de o kadar ünlü olmuştur ki artık herkes bu çiftliğe hayvan çiftliği demeye başlamıştır. Hatta diğer çiftlik sahipleri kendi ülkelerinde de benzer bir devrim olmaması için korkup, tedbirler almaya başlamışlardır.”

Kitabın ikinci bölümü ise şu şekilde devam ediyor:

“Devrimden bir süre sonra tüm hayvanlar gayet güzel bir biçimde yaşamaya başlar. Daha az çalışıyorlar, kendi aralarında iş bölümü yapıyorlar, elde edilen ürünler tüm hayvanlar arasında eşit paylaşılıyordur artık. Bir süre sonra hayvanlar kendi aralarında iş paylaşımını netleştirmek için kendilerini yönetecek bir aday bulunması fikrine kapılırlar. Domuzlar özellikle kurtlarla, köpeklerle bir iktidar mücadelesi verir; sonrasında iktidarın sahibi olur. Daha sonra ise daha fazla verim elde etme adına hayvanlar daha fazla çalıştırılmaya başlar. Öyle ki domuzlar kendi aralarında çiftlik odalarında eğlence yaparken az çalışan hayvanlar, verim alınamayan hayvanlarsa öldürülmeye başlanmıştır teker teker. Domuzların iktidarına muhalif olan kişiler de birer birer cezalandırılır. Domuzların ulaştıkları en son nokta ise insanlar gibi takım elbiseler giyerek diğer çiftlik sahipleriyle kağıt oynayıp, eğlence yapacak hale gelmesidir.”

Kitap tıpkı başladığı cümleyle sona eriyor: “Tüm hayvanlar eşittir ancak bazı hayvanlar daha çok eşittir.”

Bu kitap, Rus devriminin ne kadar güzel heyecan ve duygularla başladığının ancak iktidar sahibi bazı domuz ruhlu insanların bu duyguları nasıl suistimal ettiğinin, güzel başlayan hayallerin, heyecanların günün birinde nasıl bir trajediye dönüşmesinin hikayesidir.

George Orwell paylaşımcı topluma yürekten inanmış fakat yaşanan olayları kıyasıya eleştirmiş bir entelektüel. Anlattıkları ise üzerinden yetmiş yıl geçmiş olmasına rağmen bizlere ışık tutuyor.

Öncelikli olarak bilmeliyiz ki iktidar sahipleri büyük halk desteğini arkasına aldıktan sonra başlangıçta belirlenen hayallerden, gayelerden uzaklaşabilir. Bu insan doğasının, egosunun, vicdan duygusunun azalışının zaman içinde su yüzüne çıkmış olmasıdır.

Benzer örnekleri Türkiye ve Dünya tarihi yüzyıllardır yaşamıştır ve halen de yaşamaya devam etmektedir.

Toplumun dönüştürülmesine kafa yoran büyük beyinler, duygu ve akıllarını, ikna ettikleri halkın sesine her zaman kulak vermelidir. İktidar sahipleri insanlara hükmetmenin cazibedar aldatışına takılmamalıdır. Yoksa oturulan koltuklar gün gelir insanların üzerine tabut olur.

Bu nedenle devlet yönetimine talip olan her bir kişinin mülhazası şöyle olmalı:

“Kenar-ı Dicle’de bir kurt aşırsa bir koyunu, Gelir de adl-i İlahi sorar Ömer’den onu!”