← Köşe Yazıları

Deneme

Gökhan Semiz Anısına....

Fatih Küçüktütüncü·12 Nisan 2015·3 dk okuma

Bizler 90'lı yıllarda çocuk olan kuşağız.

Bizler 90'lı yıllarda çocuk olan kuşağız.

Her zaman geçmişe karşı özlem duyarız ancak belki de 2000'li yıllarda doğmadığım için kendini şanslı hisseden insanlardanım...

Çocukluğumuza ait nice güzel anılar, semboller, o dönemin ruhunu yansıtan eşyalar bu günlerde sosyal medyada sürekli gezip dolaşmakta.

90'lı yıllarda çocuk olmak temalı muhabbetlerse arkadaş ortamlarının vazgeçmezi.

Bir arkadaşım sırf bu özlemi canlandırmak için yeni yapacağı oteline sadece 90'lı yıllarda kullanılan eşyalardan ve dekorasyonlardan oluşan bir dekorasyon yapacağını söylemişti. Umarım gerçekleşir bu planı.

90'lı yıllarda benim için ayrı bir yeri olan bir isimse Gökhan Semiz.

O dönemde eğlenmek için, çokça anlamsız gelen şarkı sözlerini bu gün tekrar dinleyince Gökhan'ın ruh dünyasına ve zihinsel düşüncesine, karakterine arkadaşlık ediyorum zaman...

Her zaman da vakitsiz aramızdan ayrılışının üzüntüsünü içimde yaşarak...

Barış Manço'nun evladım dediği bir Bakırköy çocuğu Gökhan...

90'lı yıllarsa Türkiye toplumu için bir geçiş dönemi. 80 öncesi siyasal çalkantılardan geçmiş bir toplumun serpest ekonomiyle dünyaya açılması, giderek Amerikanlaşması sürecinde bir geçiş dönemi 90'lar...

Henüz teknolojinin yeteri kadar gelişmediği, bilgi toplumu olmadığımız, kısıtlı imkanlarla kendi bireysel ve toplumsal kaderimize yön verme dönemlerinden geçtiğimiz yıllar 90'lar...

Bu yıllarda Gökhan'ın yanına aldığı 3-4 arkadaşıyla yaptığı müziklerse bu gün o kuşağının hepsinin aklında...

Gökhan'ın eğlenceli, duygusal, neşeli ve zeka dolu kişiliğini tanımak da bizim için ayrı bir kazanç...

Kurt Cobain ölmeden önce "It's better to burn out rather than to fade away" demişti ya...

Yani sönüp gitmektense yanıp kavrulmak çok daha iyidir... İşte genç yaşta yapacaklarını yapmış, söyleyeceklerini söylemiş, vermek istediği mesajı eğlenceli bir şekilde vermiş bir isim Gökhan...

Mualla şarkısıyla günümüzde sayıları hızla artan, sonradan gören, popülist kültürün esiri olan genç kadınlara daha o günlerde en güzel ayarı vermişti oysa...

Aşkın Gözyaşları şiiriyle en trajikomik veda mektubunu eski sevgilisine yazmıştı belki de... O kadar çok ayrılık mektubu okumuşumdur ki bunların içinde beni en çok etkileyen kuşkusuz Gökhan'ın aşkın gözyaşları mektubu olmuştur...

Entelim şarkısında günümüz Cihangir ve kısmen Karaköy dünyasıyla en güzel dalgasını geçmişti...

Memleketin hallerini anlattığı şarkısı bu gün de yine hiç bir şeyin değişmediğini hatta daha da kötüye gittiğini söylemiyor mu?

Arabesk şarkısıyla her tarafımızı sarmış, otobüste, tv'da , radyoda, televizyonda artık bize gına getiren kültürü en güzel bir şekilde bize yansıtmamış mıydı?

Zeka dolu, ince, basit, elitizmden uzak, duyarlı, bilinçli, eğlenceli bir adam 27-28 yıl boyunca bize anlatmak istediğini anlattı ve gitti aramızdan...

Laf arasında bir gün rakı sofrasında yakında ölürsem mezarıma "Şarkısı yarıda, aklı karıda kaldı yazın" demiştir ya, bu sözü bile onun ayrılışına olan üzüntümüzü biraz daha artırmıyor mu?

"Grup Vitamin" ...

Gökhan Semiz'le birlikte dağılıp giden, bizi çocukluğumuzun güzel günlerine götüren en sevimli, naif gruplardan biriydi...

Hiciv'le güldürerek mesaj veren bir zekaydı Gökhan... Satır aralarında ince ve derin vuruşlarla birlikte...

"Birlikteyken eğlenmeyen insanlar, birlikte bir gelecek kuramazlar" dediğini okumuştum bir defasında... Eğlenerek, en keyifli işleri ortaya koydu belki ancak şarkısını tamamlayamadan gitti...

Tıpkı o da diğer tüm güzel insanlar gibi o güzel atlara erkenden binip çekip gidenlerden bu diyardan...

Bize ise hala dinledikçe gülümseten o güzel şarkıları kaldı geriye...

Bu nedenle Gökhan'ı da unutmayınız, unutturmayınız...

Onun söylediği güzel bir dörtlükle bitirelim o halde:

"Yaş otuzbeş şimdi on dakika ara

Gelecek program da yok bu arada

Filmin hem başı hem sonu belli

Esas oğlan ölecek besbelli"