← Köşe Yazıları

Deneme

Eylül ve Sonbahar

Fatih Küçüktütüncü·6 Eylül 2013·2 dk okuma

Tüm sıcaklığı enerjisi ve şehvetiyle bir yazı daha geride bıraktık… Pek çoğunuzun arkasında güzel tatil aşkları, yorucu geçen bir yılın ve kederlerin arkada bırakılması gibi duygular kaldı… Bir kısmınız da belki sizi…

Tüm sıcaklığı enerjisi ve şehvetiyle bir yazı daha geride bıraktık… Pek çoğunuzun arkasında güzel tatil aşkları, yorucu geçen bir yılın ve kederlerin arkada bırakılması gibi duygular kaldı… Bir kısmınız da belki sizi yoran ve bitiren ilişkilerinize elveda dediniz, bir kısmınızın belki istemediği acı durumlar, hastalıklar, ölümler geldi başınıza…

Şimdi hep birlikte yeni sezona merhaba deme zamanı geldi… Nedense yeni bir yılın başlangıcı gibi gelir her zaman sonbahar bana… Her yaz ise yeniden yaratılış, kendini buluş ve bir yıl boyunca azalan enerjinin yeniden tazelenmesidir…

Bütün bir yıl soğuk yüzlü ofis binalarında sıkışıp kalan metropol insanlarının doğayla bütünleşme, kendi ruhuyla sevişme, ruhani orgazmların zamanıdır yaz mevsimi…

Yeni heyecanlar ve yeni planlarla merhaba diyoruz yeniden sonbahara… Bu yüzden sonbahar bana hep yeni başlangıçlar, yenilikler demektir… Yorucu geçen bir kışın arkasından, ilk baharla yeniden ikinci tazelenmeye kadar sonbaharı yaşıyor olacağız…

İstanbul’da sonbahar ise sonbaharın arasında bambaşka bir yere sahiptir… Yağmur altında melankolik yürüşler, kurşuni boğazın üzerinden geçen bir vapura selam verme, ıslak zeminlerde martı çığlıkları, Kadıköy sokakları, Yıldız Parkı demektir İstanbul’da sonbahar…

Bazen Adalar, bazen Moda demektir, bazen istiklalde bir kitapçı, bazen de Galata’da boğazı seyretmektir…

Tıpkı Mevlana’nın dediği gibi “Dün, dünde kaldı cancağzım artık yeni şeyler söylemek zamanı”dır sonbahar…

Dökülen yaprakların yeniden yeşilleneceğini bilmektir, aşktır, hayattır, gri rengin içinde saklı gökkuşağıdır…

Bazen Gezi Parkı’nda yasak bir aşktır, bazen bir dolmuş durağında uzun zamandır görülmeyen bir dostla muhabbettir, bazen de en samimiyetiyle simitle çaydır hani…

Eylül ayı şarap ayıdır, aşkın ta kendisidir… Süryanice’de ”Aylûl” üzüm ayı olarak geçer ve giderek evrimleşrek Türkçe’de Eylül diye anılır. İngilizce’de Septembre, yedinci aydır…  Hayatı boyunca şerefi kendisine bir gaye-i hayal edinen Afrika kökenli ilk Roma imparatoru Septimus Severus’un adına  ilham verdiği aydır…

O yüzden bu ayda hayata karşı kaldıralım ruhun kadehlerini ve “şerefe” diyelim tüm duygularımızla…