Kültür
Atatürk'ün Gençliğinden İnstagram Gençliğine
Son bir haftadır elime aldığım kitapları çok hızlı tükettim ve halen açlığım devam ediyor.
Son bir haftadır elime aldığım kitapları çok hızlı tükettim ve halen açlığım devam ediyor.
Son zamanlarda okuduğum kitapların beni doyurmaması ise beni ayrıca düşündürüyor.
Belli bir olgunluğa geldikten sonra her kitap bize yeni ufuklar açmıyor, açamıyor; düşünce dünyasında depremler, sarsıntılar yapmıyor...
Oysa ben o çarpışmaya, beynime indirilen balyozları özlüyorum.
Yeni kitaplarda yeni savaşlar, iç sorgulamalar arıyorum.
Her yeni yazarı acaba bir Schopenhauer çıkar mı?, Bir Camus, bir Orwell, bir Dostoyevski yakalayabilir miyim diye elime alıyorum ama yine hayal kırıklığı yaşıyorum.
Böyle olunca da okumaktan çok yazmaya vermeye çalışıyorum kendimi. Keşke zihnimdekileri bir an önce kağıda döküp bitirsem ve yeniden öğrenilecek şeylerin peşinde koşsam.
Zaman değişiyor, bizler yaşlanıyoruz...
Küçüklükte kurduğumuz masum hayallerin yerini şimdi hayat meşgalesi almış...
Dünyayı artık değiştiremeyeceğimizi anlamışız...
Türkiye’den zaten ümidi kesmişiz.
Emek, özgürlük, eşitlik gibi kavramların savaşını vermişiz ancak bu çabanın çok da işe yaramadığını farketmişiz.
Kendimize ait kurduğumuz küçük dünyaların baş rollerindeyiz.
Bireysel keyiflerin peşinde hayatımıza anlar ve anlamlar katmaya çalışıyoruz.
Bizler seksenler kuşağıyız...
Değişimin tam ortasında arada kalmışlıklarımızla mücadele vere vere büyümüş bir neslin mensubuyuz.
Değişimin tam ortasında büyümeye çalıştık kendi halimizde.
En ergen zamanlarımızda bizi avucuna alan bir yalancı, yabancı bir iktidarın nefret ede ede büyüttüğü çocuklarız.
Önce Atatürk, Millet ve millete ait değerler gitti önce...
Bu toplumu toplum yapan idealler, kültürler aramızdan birer birer kayboldu...
Tek tipleşen bir dünyanın tek tipleşen gençlerine dönüştü bu günkü gençlik..
Teknolojinin getirdiği yenilikler ve faydalarla birlikte bizden götürdüğü değerler de bunda etkili bir rol oynadı tabi.
Televizyon izleyen, “face”e giren, play – station oynayan, hamburger yiyen gençlere dönüştü bizden sonraki kuşak...
Grup Vitamin ki onlar da zamana karşı yenildi gitti ya ne güzel demişlerdi 2000’den önce:
Yeni nesil pek embesil nesil,nesil,nesil
Yeni nesil pek embesil,nesin
Ayağında marka ayakkabı,kıçında blue-jean
Her bir şeyden haberleri vallahi hepsi cin
Sürü halinde dolaşırlar,hamburger yerler
Daha çok küçük yaşları ama her yere girerler
Sene olmuş 2000 kafa milattan önce
Gelişme görülüyor dar kot giyince
Yeni nesil pek embesil nesil,nesil,nesil
Yeni nesil pek embesil,nesin?
Altlarında son model arabalar,yanlarında kızlar
Diskoya gider,hatun süzer çılgın haytalar
Kim takar sizi 3 sene sonra,gençsiniz şimdilik
Aynı fabrika imalatı nedir bu kılık
Sene olmuş 2000 kafa milattan önce
Gelişme görülüyor dar kot giyince
Yeni nesil, pek embesil şarkısının nakaratı dilime dolamışken Atatürkü’ün gençliğe hitabede cumhuriyeti emanet ettiği gençliği düşünüyorum...
Dedim ya önce Atatürk ve ideallerini aldılar bizden...
Sonra da her türlü kıvama getirilebilecek, düşünmeyen, düşlemeyen, okumayan, okutmayan bir instagram gençliğini yarattılar...
Her neslin değişime karşı bir mücadelesi vardır belki ama bu değişimden en çok etkilenen bir nesil bizim nesil...
Bu yazıda yazdıklarımı da yine en iyi bizim nesil anlayacak belki de...
Hala 80’lerin ruhunu yaşayan değişime direnen bizim nesil...