Toplum
Arap Kışı
Bingazi Üniversitesi’nin yaptığı kamuoyu yoklamasında, “Beş yıl içinde Libyalıların neye ihtiyacı var” sorusuna Libyalıların yüzde 25′i “güçlü tek bir lider” şeklinde cevap vererek, Kaddafi’ninkinden çok farklı olmayan…
Bingazi Üniversitesi’nin yaptığı kamuoyu yoklamasında, “Beş yıl içinde Libyalıların neye ihtiyacı var” sorusuna Libyalıların yüzde 25′i “güçlü tek bir lider” şeklinde cevap vererek, Kaddafi’ninkinden çok farklı olmayan bir rejimi tercih edeceklerinin sinyalini verdi.
Ankete katılanların yüzde 23′ü “teknokratlardan oluşan hükümet” istediğini belirtirken, sadece yüzde 12′si Batı tipi demokrasiyi tercih ettiğini söyledi.
Ülkenin farklı bölgelerinden 2100 ailenin katıldığı yoklamada, katılımcıların yüzde 21.8′i Libya’nın Birleşik Arap Emirlikleri’ni, yüzde 8.6′sı Katar’ı, yüzde 4.6′sı ABD‘yi örnek almasını istedi.
2011 yılı insanlığın geleceğini düşünen bizim gibi insanlara büyük bir heyecan verdi. Bahar ayında Muhammed Bouazizi’nin kendini yakarak başlattığı protesto domino taşları gibi ülkelerine kök salmış diktatörleri koltuğundan etti. Kamuouyu yoklamalarındaki sonuç ortada, uğruna nice insanların öldüğü, nice acıların çekildiği bir baharın sonu böyle mi olmalıydı?
EVRİMSİZ DEVRİM YARIDA KALIR
Her zaman ifade ettiğim bir nokta var. Bir toplumda devrimsel değişim meydana gelmesi için öncelikle toplumun bu değişime hazır olması gerekir. Zihinsel platformda toplumsal içselleşmenin gerçekleşmediği devrimler bu nedenle başarısızlığa mahkumdur. Türkiye Cumhuriyeti 1829’dan bu güne gerçekleştirilen demokratik evrilmeşmeyi belli bir noktaya getirdi. Yaşanan onca sancılara rağmen. İstiklal Mahkemelerini, 27 Mayıs’ı, 12 Eylül’ü, 12 Mart’ı, 28 Şubat’ı hatta 27 Nisan’ı aklınıza getirin!
Ancak ülkemizdeki demokratikleşme hareketi dahi henüz evrimsel sürecini tamamlamadı. Tıpkı dünyada hiç bir ülkenin demokrasi evriminin halen tamamlamamış olması gibi!
DEMOKRASİ, DEMOKRASİ, DEMOKRASİ
Bu gün meclisteki vekillerimize sorsak acaba kaç tanesi demokrsinin tanımı detaylı bir şekilde yapabilir. Ben bu sayının çok yüksek olmayacağı inancındayım. Eski Yunancada demos halk ve kratos otorite demektir. İkisinin birleşmesinden demokratia sözü meydana gelir. Buna göre, demokrasi, “halk idaresi”anlamındadır. Dünyada genelde temsili demokrasi denen Yurttaşların siyasi haklarını doğrudan doğruya değil de, kendi seçtikleri ve kendilerine karşı sorumlu olan temsilciler yoluyla kullandıkları yönetim şekli uygulanıyor.
Türkiye gibi kalabalık bir coğrafyada yaşayan 75 milyon insan acaba 550 milletvekili tarafından yeteri kadar ifade edilebiliyor mu? Bu soru başlı başına üzerinde durulması gereken toplumsal bir sorundur.
Zira seçmen sayısının elli milyon civarında olduğu ülkemizde anti-demokratik baraj nedeniyle 4,5 milyon insan farklı bir dünya görüşünü gündeme getirse bile parlementer sistemimizde ifade hakkı bulunmuyor. Ülkemizde İstanbul dışında hiç bir şehrin nüfusunun bu sayıda olmamasına özellikle dikkat etmek gerekir.
Bir diğer nokta acaba milletvekilleri ne kadar halkın desteği sonucunda ortaya çıkıp görüşlerini bildiriyorlar? Pek çok milletvekili malesef parti yönetimleri tarafından belirleniyor. Bu durum tüm partiler için geçerli. Meclise giren vekiller de halkın sesi olmak yerine genelde grup başkan vekillerinin, parti yöneticilerinin sesi olmayı tercih ediyor.
Halkın yani vicdanın sesi olmayı göze alan milletvekilleri ise siyasi kariyerlerini tehlikeye atarak aforoz edilmeyi göze alması gerekiyor. Dersim tartışmalarını gündeme getiren Hüseyin Aygün hakkında parti yönetimi tarafından açılan disiplin soruşturmasını hatırlayınız!
21. YY’DA TEKNOLOJİ VE DEMOKRASİ
Mühendisliğin ilk yılında teknoloji tanımı yapılırken Fransız Hocam şöyle bir ifade kullanmıştı: “Modelisation du monde par la loi de science”. Türkçesi şöyle: “Yeryüzünün bilim kuralları doğrultusunda modellenmesi.“ İnşaatların yapılması, bilgisayarın kullanılır hale gelmesi, uçakların, silahların hatta atom bombasının geliştirilmesi tamamen teknolojik evrimler sonucu hayatımızı modelledi. Sadece modellemekle kalmadı hayatımızı kolaylaştırdı, değiştirdi, hayatımıza yeni boyutlar kazandırdı.
Günlük yaşantımıza bu kadar etki eden teknoloji, insan doğasının temel ihtiyacı olan kendini ifade etme konusuna nasıl yardımcı oluyor? Youtube, facebook, twitter gibi sosyal paylaşım ağlarında insanlar kendini tüm dünyaya ifade etmeye çalışıyor. Hatta “Arap Baharı” nın sosyal paylaşım sitelerindeki örgütlenmedeki payını hepimiz biliyoruz.
Bireylerin kendini ifade etmesi için kullandığı teknoloji demokraside nasıl kullanılır peki?
21. YY’DA DOĞRUDAN DEMOKRASİ
Montesque, yargı – yasama – yürütmeyi anlatırken güçleri ayrılığı ilkesini anlatıyor ve yasamayı halkın seçtikleri milletvekillerine emanet ediyor. Sorunumuz eğer halkın yeteri kadar mecliste temsil edilemediği, ancak “demokraside çareler tükenmez” . Bu sözü siyaset tarihimizde fazlaca yer tutan Süleyman Demirel’e ait. Bir siyaset ustası olduğunu biliyoruz. Oysa ki bu sözün orjinal hlinin “mühendislikte çareler tükenmez” şeklinde olduğunu ve Demirel’in öğrenci olduğu dönemde, İTÜ’de bolca kullanıldığını; pek çok kavramı birbirine dönüştürmekte maharetli siyasetçinin bu sözü de “demokraside çareler tükenmez şeklinde” değiştirdiğini hatırlatmak istiyorum.
Bilişim teknolojilerinin bu denli gelişmesi ortaya atılan yasaların tüm halk tarafından oylanması nasıl fikir? Tüm yasalar olmasa da “şike yasası”, “mit yasası” ve benzeri yasalar yapılmadan önce keşke bizler de evimizde, internet üzerinden belli bir sisteme giriş yapıp görüşlerimizi ve oylarımızı ifade edebilseydik!
Son söz olarak şunu ifade etmek istiyorum: “Bir partiye oy vermek, o partinin tüm davranışlarını, hareketlerini, tavırlarını onaylamak değildir” Bizim seçtiğimiz milletvekilleri eğer bu duruşıu gösteremiyorsa “demokraside pardon teknolojide çareler tükenmeyecektir”
Öyle inanıyorum ki “kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanındığı 1935 yılında, tüm dünyaya demokrasi dersi veren Türkiye” yıllar yılı süren tutukluluğunu bir tarafa bırakacak ve yeni dünyaya yeniden demokrasi dersi verecektir. Kimbilir yeni anayasa yapılmadan önce bazı vekiller sesimi duyar ve halk içinde bu şekilde düşünenler de avrmış derler. Ayrıca ekomik krizin tüm dünyayı sardığı bu günlerde belki de fazlaca devlete yük olan milletvekilleri maaşından ve masrafından da kurtulmuş oluruz! Öyle inanıyorum ki pek çok özelleştirme kararından daha isabetli olacaktır böyle bir sonuç!