← Köşe Yazıları

Toplum

A Dieu Kerida!

Fatih Küçüktütüncü·19 Temmuz 2012·2 dk okuma

Bazen bir yol ayrımına geliyor insan, Bir tarafta yaşamın tüm sıradanlıklarına kendini bırakmış sessiz bir yolcu olmak, Bindikleri geminin nereye gideceğinin farkında dahi olmayan, Çıkan dalgaların ya da önceden bu…

Bazen bir yol ayrımına geliyor insan, Bir tarafta yaşamın tüm sıradanlıklarına kendini bırakmış sessiz bir yolcu olmak, Bindikleri geminin nereye gideceğinin farkında dahi olmayan, Çıkan dalgaların ya da önceden bu gemiye binenlerin rotayı tayin ettiği miskin kalabalıklardan olmak... Diğer tarafta bu gemiden atlayıp, gemideki yolcuları kurtarma adına dalgalara karşı kulaç atan bir savaşçı olmak... Bu mücadele ve karar savaşıydı aslında aylardır mücadelesini verdiğim... Bu toplumun ve dünyanın softa fikirleriyle bulanmış koyunsal zihinlerine hareket vermekti amacım... Tarihine, kültürüne ve inançlarına tapan ve çölde kum tanelerine dönüşmüş insancıklara vahaları göstermekti dileğim... Kafalarını çemberin dışına çıkarıp tarihleriyle, kültürleriyle, inançlarıyla yüzleşmelerini istedim yıllardır... Gerektiğinde tarihine sen orada bir dur "ben özür dilemesini de bilirim" demelerini bekledim hep... Ahlak normlarının temelinin din ve kültür değil akıl ve vicdan olduğunu savundum ısrarla... Dogmalarla zincirlenmiş ruhların ve akılların zincirli kilitlerini sökmeye çalıştım. Korkmayın efendiler! Sorgulayın ve özgür olacak kadar ait olun tarihinize, kültürünüze ve inançlarınıza diye bağırdım... Hangi şehirde doğarsanız doğun, "Başka bir dünya mümkün!" dedim durmadan... Egalité, Fraternité et la Liberté sloganlarını haykırdım yüreğimde... Her türlü fanatizme ve fanatizmle kirlenmiş zihinlerle mücadele ettim... Bundan dolayı bu ideallerimden dolayı terkettim çok sevdiklerimi, aşık olduklarımı, yaşanmışlıklarımı... Her türlü muhafazakarlığa karşı verdim bu mücadelemi, değişmenin değişmez tek gerçek olduğunu ruhumda duyarak... Ve bu topluma ve dünyaya yol göstermeyi kendine bir yol olarak gördüm... Burjuvaziye karşı aristokrasiyi savundum, herkesin aristokrat olmasını bekleyerek... Uğur Mumcu'nun da yanında oldum, Hrant'ın da... Schindler'in Listesinde de ağladım, Babam ve Oğlumda da... Kimi zaman Schopenhauer okudum, kimi zaman Wilde, kimi zaman Russeau... İşte bu yüzden ideallerim uğruna pek çok şeyden vazgeçtim, sevdiklerimden, sevenlerimden... Kimi zaman kırmızı bir şarapta bir kadın vücudunu keşfettim, kimi zaman en sarhoş olduğumda Tanrı'nın varlığını hissettim... Sıradanlığa karşı savaşımı sürdürdüm, Bazen maske takanların maskelerini inceledim, Bazen maskesiz gezenlerin çıplaklığına hayret ettim... Romanlar yazdım bir gün okunsun diye, içimde kalmasın duygularım diye... Şimdi bir yol ayrımı daha, A Dieu Kerida.... Çünkü ben en çok beni hayata bağlayan ideallerimi sevdim, insanlara insan olma dersi vermeyi sevdim... Zincirlerini kırıp onları kapalı kaldıkları kümeslerden çıkarmayı sevdim... Ahlak kurallarını duyguların çıplaklığında özgürce yeniden yazmayı ve aynı zamanda insan kalabilmeyi sevdim... A Dieu Kerida...