← Köşe Yazıları

Toplum

2016 Baharında Bir Türkiye Yazısı

Fatih Küçüktütüncü·26 Haziran 2016·3 dk okuma

Ülke durumuyla ilgili bu günlerde kimle konuşsanız genel bir karamsarlık halini görmek mümkün.

Ülke durumuyla ilgili bu günlerde kimle konuşsanız genel bir karamsarlık halini görmek mümkün.

Her gün gelen şehit haberleri, giderek artan siyasal iç gerilim, ekonomik krizin iyiden iyiye kendini göstermesi tüm toplumda kendini gösteren ciddi bir hastalık şu anda.

Toplum olarak AKP sevenler ve sevmeyenler olarak ikiye bölünmüş durumdayız. Türk tarihi ilkde defa bu kadar şiddetli bir toplumsal ayrımla karşı karşıya.

Saflar iyiden iyiye sıklaşmış ve toplum tamamen kutuplaşmış durumda.

Türkiye toplumu tamamen ülkü ve ideolojilerden kopmuş tuhaf bir şekilde ortalıkta amaçsızca dolaşan bir toplum halinde gelmiş durumda.

Sanatta dünyaya örnek olarak sunabileceğimiz Nuri Bilge Ceylan, Ara Güler,Orhan Pamuk, Fazıl Say gibi birkaç isim dışında çok fazla ismimiz yok.

Bilim dünyasında eğitimlerini Türkiye’de tamamlamamış birkaç isim geliyor aklımıza: Aziz Sancar, İlber Ortaylı, Halil İnalcık, Mehmet Öz gibi.

Spor’da birkaç ufak tefek yıldızlar olimpiyatlarda ve turnuvalarda boy gösteriyor ancak sonrasında yıldız kayması gibi sönüp gidiyor.

Ülke çapında %25’lere ulaşan bir işsizlik mevcut.  Ne yerli sermaye ne yabancı sermaye artık Türkiye’ye büyük yatırımlar yapmıyor.Yapmak istemiyor.

Ülke ekonomisi inşaat, bankacılık üzerine kurulu.

Turizm yanlış dış politikalar sonucu çökmüş durumda. Üretimde sadece otomotiv, otomotiv yan sanayi ve beyaz eşya alanında bir başarımız mevcut ki bu başarı da yine yetmişli yıllarda yapılan yatırımların halen meyvesini topluyoruz.

Telekomünikasyon ve bilişim tarafında ortalamanın üzerine çıkan projelerimiz bulunmuyor. Ortalamanın üzerinde bulunabilecek projelere herhangi bir destek sunulmuyor.

Eğitim sistemimiz felaket bir durumda. Okur yazar oranı artmış ancak düşünen yorum yapan, dünyayı kavrayan beyin sayısı çok az. Üniversiteler diplomalı işsizler sürüsü yetiştiriyor.

En basit ve temel fen, matematik, fizik derslerinde toplumun yüzde doksanı Avupa’da yapılacak tüm sınavlarda sınıfta kalır.

Üniversitelerimiz ideolojik görüşlerinden bağımsız olarak dinazorlar ve kendi egolarını tatmin etmek isteyen, pek çoğu idealizmden uzak, öğrenciyi ezmeyi marifet sayan ve katma değer üretmeyen, dünya bilimine katkıda bulunmayan, çıkar peşinde sözm ona akademisyenlerle dolu.

Tarımda köylerde artık doğru düzgün çiftçilik yapan kalmadı. Köyden kente göçmüş durumda artık köylü. Kalanların hali bitap durumda.

Köyden kente göçenler ne kentli olmuş, ne köylü kalabilmiş durumda. Pek çoğu eğitimsiz. İstanbul’un kalabalığında kaybolmuş. Pek çoğu içi boş bir din anlayışı içinde.  Kendi benliklerini unutmuş durumdalar. Tam bir araf ve sosyolojik kaos.

Ahlak ve erdem ki Türk toplumunun örf ve adetleri bizi biz yapan toplumsal çimentolardır. Netekim durmadan kadına şiddet, tecavüz olaylarında dünyanın en ön sırasındayız. Hiçbir gün yok ki toplumun içinde gezen bir taksi şöförü, dolmuş şöförü, servis şöförü, esnaf, işçiye ait bir taciz haberi görmeyelim.

Hukuk sistemine insanların güvencesi kalmamış. Adalet mülkün temeli olmaktan çıkmış. Adalet güçlünün yanında, adalet bağımsızlığını kaybetmiş durumda. Hukuka güven yok.

Siyasete iktidardan muhalefete kadar artık kimsede bir umut ışığı kalmamış durumda.

Dış siyasette artık dünyada Amerika’dan, Avrupa’ya, Rusya’ya kadar iki üç arap devlet dışında dostumuz kalmamış. Ülke giderek Araplaşmakta.

Medya’ya baktığımızda ise durum vahim. Bir iktidarın borazanı medya var.alternatif medyanın ayakta kalma imkanı yok. Ülke içinde aklı başında insanların izleyebiiceği bir program yok. Acun, Nihat Hatipoğlu ekseninde bir yapı var.

Gençlerin bir kısmı Polat Alemdar’ları rol model olarak almış durumda.

Toplumda din anlayışı ise tuhaf durumda. Eğitimli insanların büyük çoğunluğu içten içe deist durumda, diyanete, din adamlarına da bir güven yok. Din adamları mevcut iktidarın borazanı haline gelmiş.

Millet fikri artık unutulmuş. Millet diyen insanlar faşist olarak nitelendiriliyor. Bizi biz yapan tüm değerler unutturulmuş. Türk demekten insanlar utanır hale gelmişler.

Ülkenin içinde yabancı sermayenin bulunmadığı alan yok. Türk ekonomisinin önemli kısmı yabancı sermayeye dayalı, yabancı sermaye ülkeden çıksa bir an ayakta kalamayacak bir vaziyetteyiz.

Terör sorunu sadece PKK’yla sınırlı değil, artık IŞID’da her an sivilleri öldüren bir düşman haline gelmiş durumda.

Dünyanın kendi kendine yetebilen, doğal güzellikleriyle cennet olan bu vatan elimizden kayıp gidiyor ve bizler kanserleşmiş bir toplumun içinde ayakta kalmaya çalışıyoruz.

Bir hal çaresi var mıdır?