Toplum
2011'de yılın adamı kimdir?
“Ben yanmasam, sen yanmasan bu karanlıklar nasıl çıkar aydınlığa” demişti geçtiğimiz asrın başındaki kutup yıldızlarından biri… Kutup yıldızları gecenin karanlığında yol gösterir tüm dünyaya… Kimseler kalmadığında,…
“Ben yanmasam, sen yanmasan bu karanlıklar nasıl çıkar aydınlığa” demişti geçtiğimiz asrın başındaki kutup yıldızlarından biri… Kutup yıldızları gecenin karanlığında yol gösterir tüm dünyaya… Kimseler kalmadığında, kimseler kimsesiz kaldığında, insanlar yolunu kaybedip yolsuz kaldıklarında, bu kutup yıldızları yetişir imdada ve yolunu kaybeden insanlara bir yol, bir rehber, bir pusula olur… Yıllardır yolunu kaybetmiş, kimsesiz kalmış, kimsesiz kaldığının farkına varamamış insanlar gün gelir bir kutup yıldızının ardına düşüverir gökkuşağını bulmak ümidiyle… An gelir, gece karanlığı dört bir yanı öyle sarar ki, kimsenin aklına gelmez bazen gökkuşağının tüm ihtişamı, güzelliği, renkleri… Ancak “gecenin en karanlık olduğu zaman da gündüze en yakın olunan zamandır” Gökkuşağını bulma sevdası zordur, dertlidir, hüzünlüdür; bazen yardan ayrılır insan, bazen anadan, bazen serden.. Bir sevdadır gökkuşağına ulaşmak, yeri gelir bu yolculukta çöllerde güller yetiştirmek gerekir.. Yeri gelir yetiştirilen güllerin dikenleri kanatır elleri… “Kim var denildiğinde, sağına ve soluna bakmadan ben varım diyen bir gençlik” ümidiyle yaşar bu yolun sevdalıları… Bazen kış ayazı vurur dört bir yanı, bir avuç kalır gökkuşağı sevdalıları, Bazen baharda çiçek açan tomurcuklar gibi yeşillenir ovalar, dağlar, ağaçlar… Bu yolun sevdalılarının hedefi gökkuşağıdır, çoğu zaman ulaşılmaz bir yoldur bu, ancak en azından rotayı belli eder kutup yıldızları.. Bir mum bir başka mumu yakmakla ateşinden ne kaybeder ki? Bazen bir mumun aydınlanması için kendini feda eder işte bu kutup yıldızları… Onlar yanarlar, kendilerini feda ederler, aydınlık yarınlar için…
İşte bu yüzden tüm dünyada yılın adamıdır Mohamed Bouazizi… İşte bu yüzden tüm dünyada yılın olayıdır Mohamed Bouazizi’nin kendini ateşe verip yakması…
Pek çoğu bilmez Muhammed Buazizi’yi.. Öyle sayfalarca kitap bırakmamıştır bizlere, Öyle afilli sözleri de yoktur tarihe geçen… Bir savaşın galip hükümdarı değildir o, Ya da çığır açan bir buluşa imza atan bir dahi…
Tunus’un çöllerinde gökkuşağını insanlara anlatmaya çalışan milyonlarca isimsiz kahramandan biriydi Buazizi.. Ülkesinin en iyi okullarında üniversiteyi dereceyle tamamlamış, ardından yetmemiş bir de MBA derecesi elde etmişti.. 1984 doğumlu bir gençti Buazizi.. 27 yaşına kadar mücadele ettiği dramların, yaşadığı trajedilerin her birinin toplu dışa vurumuydu yaptığı eylem… 3 yaşındayken işçi olan babası bir iş kazasında hayatını kaybetmişti, Annesi töreler gereği amcasıyla evlendirilmişti.. Yılmamıştı, yoksulluk, eşitsizik, hayatın ona karşı getirdiği adaletsizliklere karşı mücadele etmişti… Bir genç düşünün “elit üniversitelerden” dereceyle mezun olmuş, sonrasında işsizlik ve statükonun engellemesiyle karşılaşmıştı. Yaptıklarıyla yetinmeyip bir de MBA yapmıştı, ancak geçim sıkıntısı onu seyyar satıcılık yapmaya mecbur etmişti… Seyyar satıcılık yaptığı ilk gün zabıtalar onu göz altına almıştı, borçla edindiği tüm sermayesini, ekmek teknesini yakıp yıkmışlardı… Yanmak Bouazizi’nin dünyadaki adaletsizliklerine karşı yıllarca biriktirdiği bir isyandı sadece..
Tıpkı bu asrın başında duran kutup yıldızı gibi “ ben yanmasam, sen yanmasan bu karanlıklar nasıl çıkar aydınlığa” diye düşünmüştü, hedefi kutup yıldızlarına doğru gökkuşağını bulmak için yola çıkmıştı, oysa Bouazizi kutup yıldızı’nın ta kendisi oldu…
Tahrir Meydanından Yeşil Meydan’a, Wall Street’ten Londra veKudüs sokaklarına, Madrid’den Atina’ya coşkuyla yükselen bir ses vardı: “Eşitsizlik karşısında seslerini yükselten gençlerin sesi” oldu Bouazizi..
Dünyanın yüzde 10′unun yüzde 90′ını istediği şekilde yönetmesini, birilerinin çıkarları için toplumların birer köle haline gelmesi istemiyordu. Vicdan sahibiydi, şiddetle aralarında büyük bir uçurum vardı, henüz kapitalizmin kirli sularında yüzmemişti ve bir kula dokuz pul, dokuz kula bir pul olamaz diyordu.
Bu nedenle Bouazizi aydınlık yarınların muştucusudur bizlere, yeryüzünde meydana gelen silahsız devrimin sembolüdür gönüllerde, dünyanın dört bir yanındaki gençlerin kahramanıdır, Güçlülere karşı güçsüzlerin haykırışıdır, adaletsizlik karşısında onurlu dik duruşun destanıdır…
Yarın elbette güzel günler, Yarın baharın gönülleri ısıtacağı, güneşin tüm dünyayı aydınlatacağı günler, Yarın motorların maviliklere sürüleceği günlerdir…
Bizler çocuklarımızın yarınlarını dünyadaki bu kıvılcımı ateşleyen, biriken potansiyel enerjiyi kinetiğe dönüştüren Bouazizi’ye ve milyonlarca genç ruha borçlu olacağız..
Bu nedenle Bouazizi’yi yarınlarda hep minnetle, hep sevgiyle hatırlayacağız.. İşte bu nedenle sevgili dostlar tıpkı Kurt Cobain’in Bouazizi’nin öldüğü yaşta bıraktığı son notunda dediği gibi: “Sönüp gitmektense, yanıp kavrulmak çok daha yararlıdır” Bu nedenle zaman “Ben yanmasam, sen yanmasan bu karanlıklar nasıl aydınlığa çıkar” diyen Nazım Hikmet gibi aydınlık mücadelesi verme zamanıdır… Bu nedenle zaman “Bir mum bir başka mumu yakmakla ateşinden bir şey kaybetmez” duygusuyla güneşe doğru, gökkuşağına doğru yola çıkma zamanıdır…
Son söz olarak unutmayalım:
“Yarın elbet, elbet bizimdir, gün doğmuş, gün batmış ebet bizimdir”