← Köşe Yazıları

Sinema

2000 Öncesi En İyi Türk Filmleri

Fatih Küçüktütüncü·5 Haziran 2014·8 dk okuma

Kültür bakanlığı 100 yılın en iyi türk filmini seçmek için yeni bir yarışma başlatmış. 300'e yakın türk filmleri arasından en iyi türk filminin seçilmesi için 90 günlük bir süre var. Bu süreçte tüm oylar izleyiciler…

Kültür bakanlığı 100 yılın en iyi türk filmini seçmek için yeni bir yarışma başlatmış. 300'e yakın türk filmleri arasından en iyi türk filminin seçilmesi için 90 günlük bir süre var. Bu süreçte tüm oylar izleyiciler tarafından on-line olarak yapılıyor. böyle bir oluşumda umarım listede bulunan "Recep İvedik" serisi en iyi film seçilmez.

Neyse konu dağılmadan hemen hemen tüm Türk f,lmlerini ve Dünya sineması klasiklerini uzun yıllardır izlemiş bir sinema sever olarak kendi listemi oluşturma fikri alıma geldi.  Sıralaması çok önemli olmasa da benim en çok beğendiğim filmlerin listesini aşağıdaki gibi listeledim.  Okuyan, bu sayfayı takip eden arkadaşlar için de bir fikir veriyor olacaktır sanırım, kronolojik sıralamaya göre benim en beğendiğim yerli filmler aşağıdaki gibi:

1. AH GÜZEL İSTANBUL (1964)

Atıf Yılmaz'ın ilk yönetmenlik deneyimlerinden olan Ah Güzel İstanbul, görsel çekimleriyle, Türk sinemasına ve enteljiyansına yönelttiği göndermelerle, kentlilik ve taşralılık analizini sunduğu konusuyla, Sadri Alışık'ın harika oyunculuğuyla, kirlenmemiş İstanbul'u bize yansıtmasıyla bu listede bulunmayı hak ediyor.

İzmir'den İstanbul'a ünlü olmak için gelen bir Anadolu kızının başına gelenler, popüler kültür eleştirisi, eski İstanbul beyfendiliği, zamanın değişmesi gibi pek çok kavram ustaca beyaz perdeye yansıtılmış, ölmeden önce mutlaka izlenmesi gereken klasiklerden.

2. VESİKALI YARİM (1968)

Ömer Lütfi Akad'ın yönetmenliğinde baş rollerinde Türkan Şoray ve İzzet Günay'ın yer aldığı bir yeşilçam klasiği Vesikalı Yarim. Kendi halinde Koca Mustafa Paşa'da babasıyla birlikte manavlık yapan altmışlı yılların bıçkın delikanlısı İzzet Günay'ın, Beyoğlu'nda bir gece arkadaşlarıyla eğlenmek için gittikleri meyhanede bir konsomatrise olan aşkını konu alan film bu listede olmayı hak ediyor.

Arka fonda kalbimi kıra kıra şarkısının sizi filmin içine aldığı, imkansız bir aşkın konu edindiği filmde mütevazi, muhafazakar bir yaşam süren İzzet Günay'ın yaşamıyla, Beyoğlu sokaklrına olan yabancılığı, bir gencin aşk için yaşamını tüketmesi, bir kadının umutları aşkı ve yine hala kirlenmemiş İstanbul'un tüm güzellikleri bu filmde.

İmkansız aşkın konu edinildiği bu film son sahnesine kadar sizi içine çekiyor, bu nedenle izleyiniz, izletiniz.

3. UMUT (1970)

Yılmaz Güney'in yönettiği ve başrollerini Tuncay Kurtiz'le paylaştığı film 1970 İstanbul'unda Anadolu'dan büyük şehre göç edip, yaşam mücadelesi veren toplumun en alt kesimlerinin tasvirini yapan en önemli toplumcu filmlerden bir tanesi.

Geçim Sıkıntısı, Eğitimsizlik, Kapitalizm'in ezici vahşiliği, Anadolu'da ağalık sisteminden koparak büyük şehire umutlarla gelen bir at arabacısının hikayesi umut.

Her gün takip edilen piyango biletleri, giderek artan borçlar, yaşamın giderek güçleşmesinin yanında bir de ekmek teknesi At'lardan birinin ölmesi, alacakların ve dostların Yılmaz Güney'e olan tutumu, bunlarla birlikte hala içinde taşıdığı umut.

Yobazlığın, din simsarlığının ve her şeye rağmen "Umut fakirin ekmeğidir" temasının konu edinildiği film bu listede olmayı hak ediyor.

Özellikle trafik kazası sonucunda Atını kaybeden gencin, emniyetteki sahneleri ve buradaki güçlü olan her zaman haklıdır mesajı en iyi şekilde perdeye yansıtılmış ve benim aklımda kalan özel bir sahne olmuştur.

Geçim sıkıntısı nedeniyle karısının Yılmaz Güney'e olan tutum ve davranışı, fakirlik, cehalet, inanç ve her şeye rağmen umut izlenilmesi gereken bir başyapıt.

4. SELVİ BOYLUM AL YAZMALIM (1977)

Atıf Yılmaz'ın yönettiği baş rollerinde Türkan Şoray ve Kadir İnanır'ın oynadığı bir yeşilçam klasiği Selvi Boylum Al Yazmalım.

"Sevgi emek ister" teması etrafında İstanbul'dan Anadolu'ya gelen bir 70'li yılların İstanbul'lu şımarık gencinin bir anadolu dilberine tutulması, aşkı, evliliği, sorumlulukları filmin ilk sahnesinde konu ediniliyor.

İkinci bölümde ise bu sorumlulukları belki bir anlamda kaldıramama, bunun sonucunda genç kızımızın çocuğuyla evi terketmesi, sonrasında yaşanan pişmanlıklar.

Hayata ve aşka dair çok ince göndermelerin yapıldığı ve yine mutlaka izlenmesi gereken filmlerden bu yapım.

5. YOL (1983)

Yılmaz Güney'in 1983 Cannes Film festivalinde altın palmiye'yi kazandığı enfes filmi Yol Türk sinemasının tartışmasız yüz akı olan bir kaç filminden biridir. Duyguların evrensel olarak yansıtılması, devlet otoritesinin ve darbe döneminin baskıları, Yılmaz Güney'in her filminde eleştirdiği eğitimsizlik, sınıf farklılıkları, cehalet'in simgelerle ve imgelemelerle beyaz perde'ye yansıtıldığı kusursuz bir şaheser Yol.

Bu bağlamda ülkemiz sınırlarını sanatıyla, felsefesiyle, sosyolojisi,  psikolojisi ve görsel çekimleriyle aşan bir yapıt. İzleyiniz, izletiniz.

6.  AHH BELİNDA (1986)

Türk sinemasının bana göre 20002li yıllarla birlikte nitelik açısından en bereketli filmlerinin yapıldığı dönem 80'ler. Yine Atıf Yılmaz'ın yönettiği baş rolünde Müjde Ar'ın oynadığı fantastik senaryosuyla bir David Linch filminin içinde gibi hissettiğiniz Türk sinemasının yüz aklarından bir tanesi Ahh Belinda.

Tiyatroyla ilgilenen bir burjuva genç kızın, bir şampuan reklamı teklifiyle birlikte sete girmesi; oynaması gereken rol gereği bir orta sınıf, evli, çocuklu bir Türk kadınını canlandırması istendiğinde rol esnasında geçirdiği buhran, psikolojik gel -gitleri, böyle bir fantastik senaryoyla beyaz perdeye yansıtılmasını sanırım Türkiye'de Atıf Yılmaz dışında kimse başaramazdı. Müjde Ar'ın mükemmel oyunculuğu da olaya farklı bir boyut katıyor.  Konusu itibariyle sadece Türk sinemasının değil dünya sinemasının da en önemli klasiklerinden biri olmayı hak eden Ah Belinda yine mutlaka izlenmesi gereken bir şaheser.

7. TEYZEM (1986)

Halit Refiğ'in yönetmenliğinde baş rolünde Müjde Ar'ın oynadığı bir orta-sınıf türk ailesinin melodramının konu edindiği unutulmaz bir Türk Filmi.

Ortasınıf muhafazakar bir türk ailesinde kendi içine kapanık, hayalleriyle yaşayan bir genç kızın yaşamın ona getirdikleri zorluklar sonrası intihara giden yaşam öyküsü.

Küçük yaştan itibaren, baskı, taciz; aile içi kopukluklar; hayallerin suya düşmesi ve kırık hayatlar.. Müjde Ar'ın Ahh Belinda ile birlikte aynı yıl içinde ortaya koyduğu mükemmel performansla ona ne kadar saygı duysak az.

8. MUHSİN BEY (1987)

Yavuz Turgul - Şener Şen kombosunun "Züğürt Ağa'dan" sonraki en kıymetli eserlerinden. Sanat müziğine düşkün, naif prensipleri olan bir İstanbul beyfendisi Muhsin Bey ile Anadolu'dan türkücü olmak için gelen İbrahim Tatlıses'vari bir gencin ortak hikayesini konu ediyor film.

Köyden kente göçün sosyolojik sıkıntılarının, eğitimsiz - popülist yaklaşımların ve kültür farklılığının konu edindiği film Muhsin Bey'in şahsında yitirilen asil değerlerimize de dokunduğu için izlerken göz yaşlarınızı tutamayacağınız yapıtlar arasında.

Listede belki de en iyi film olarak da girebilirdi Muhsin Bey, bu anlamda Yavuz Turgul ve son derece başarılı performansıyla Şener Şen'i ve Uğur Yücel'i ölümsüzler listesine sokmuştur Muhsin Bey.

9. AŞK FİLMLERİNİN UNUTULMAZ YÖNETMENİ (1990)

Bu listeye Züğür Ağa'da eklenmesi gerekir belki, ancak o kadar güzel film varken seçmekte çok zorlandım. Bu bağlamda değerlendirecek olursak Yavuz Turgul'un ortaya koyduğu tüm filmlerin, dönemin sosyolojisini, dönem eleştirilerini, toplumu ve insanları çok iyi tanıyarak yansıttığına baktığımızda kendisinin ne kadar büyük bir yönetmen olduğunu görüyoruz. Keşke 2000'li yıllarda yine son derece kıymetli filmleri bizimle buluştursa ve bizi bu sinema zevkinden mahrum etmese Yavuz Turgul.

Filmde sığ, alt yapısı ve eğitimi oluşmadan 60'lı yıllarda bir şekilde sinema sektörüne girmiş bir yönetmenin 80'li yıllarla birlikte gelişen toplumsal film yapma furyasından etkilenip bir 12 Eylül filmi yapma hevesşyle başlıyor.

70'li yıllarda porno film furyasına katılan, daha öncesinde de klasik çok da değerli olmayan türk filmleri yapan bir yönetmenin devrin değişikliğine ayak uydurma çabası, maddi olanaksızlıklarla ortaya bir film koymaya çalışmasının traji komik öyküsü.

10. GÖLGE OYUNU (1992)

Yine bir Yavuz Turgul filmi. Bu kez Şener Şen ve Şevket Altuğ'un baş rollerini paylaştığı yine son derece fantastik, konu itibariyle filmin sonunda "Olağan şüpheliler" filmindeki gibi düşünsel orgazm yaşatan olağan üstü bir film.

Dostluğu, kardeşliği, naifliği, yaşam mücadelesini konu alan filmin sonunda gerçeklik ve hayalin sorgulamasını yaşıyor ve filmi tekrar baştan izleme ihtiyacı hissediyorsunuz.

Benzer yapımların (Olağan Şüpheliler, Fight Clup, Momento) gibi Holywood tarafından dahi 1996 yılından itibaren yapılıp akıllarımıza kazındığını düşünürsek 1992 yılında böyle bir filmi ortaya koyduğu için Yavuz Turgul'a ve başarılı performanslarıyla Şener Şen ve Şevket Altuğ'a şapka çıkartıyoruz. Tabi filmde oynayan kusursuz güzelliğe sahip Rus güzelini de unutmamak lazım.

11. EŞKIYA (1996)

Türk sinemasının kabuk değiştirdiği ve tarihsel olarak ikiye ayrılması gereken 2000 öncesi ve sonrası arasında kalmış unutulmaz bir Yavuz Turgul filmi.

Yavuz Turgul'un hep kaybolmaya yüz tutmuş kişileri ekrana yansıtması geleneğinin bir örneğini daha Eşkıya filminde de görüyoruz. (Züğürt Ağa, Muhsin Bey, Gölge Oyunu)

Uzun yıllar hapishanede sevdiğinin aşkıyla yaşamış bir eşkıya'nın, hapisten çıktıktan sonra Keje(sevdiği) için İstanbul'a gelmesi sonrası yaşanan olayları konu edinen filmde Şener Şen'le birlikte Uğur Yücel, Muhsin Bey filminden sonra yine harikalar yaratmıştır. Özellikle uğur yücel'in ölmeden önce bir apartmanın çatı katında Şener Şen'le olan diyaloğu (Şimdi ben öelecek miyim Eşkıya?) akıldan çıkmayacak peyaz perde sahnelerindendir.

12. TABUTTA RÖVEŞATA (1996)

Derviş Zaim'in ilk filmlerinden olan Tabutta Röveşata İtalyan sinemalarında çokça rastladığımız gerçekçiliğin birebir sinemaya yansıması adeta. Tuncel Kurtiz ve Ahmet Uğurlu'nun baş rolde oynadığı film İstanbul Bebek'te yaşayan bir evsiz adamın yaşadıklarının filme uyarlanması.

Özellikle açlıktan rumeli Hisarı'ndaki tavuskuşu'larını yeme hikayesi ve yine filmde geçen tüm sahneler sizi gerçekliğin içine alıyor.

Ahmet Uğurlu'nun enfes oyunculuğu belki de filmi en iyi türk filmleri listesine dahil olmasına neden oldu. Bu nedenle izleyiniz, izletiniz.

13. AĞIR ROMAN (1997)

Mustafa Altıoklar, Okan Bayülgen, Müjde Ar, Savaş Dinçel'in rol aldığı 90'lı yılların unutulmaz filmlerinden Ağır Roman. Beyoğlu'nun arka sokaklarında Kolera Sokak'ta yaşanan masum bir gencin giderek bir mahalle kabadayısına dönüşmesini anlatan film Taksim'in arka sokaklarının ruhunu vermesi, içerdiği simgesel öğelerle bir başyapıt. Mutlaka izlenmeli ve izletilmeli.

14. SALKIM HANIM'IN TANELERİ (1999)

Tomris Giritlioğlu imzalı "Salkım Hanım'ın taneleri filminin baş rollerinde Hülya Avşar, Güven Kıraç ve Zafer Algöz oynuyor. Gayri müslimlere 1940'lı yıllarda Varlık vergisi adı altında uygulanan zulmü ve bu esnada Anadolu'dan gelen bir Şark Kurnazı'nın türlü entrikalarla Gayr-i müslimlerin mallarına sahip olmasının hikayesi Salkım Hanım'ın taneleri. Yılmaz Karakoyunlu'nun aynı isimli romanından uyarlanan film Türk tarihinde yakın geçmişe de ışık tutması adına mutlaka izlenmesi gereken bir yapıt.  Dönemin ruhunun filme yanıstılması, kostüm ve mekan seçimleri ve görüntü yönetiminin başarısı bu filmi bir baş yapıt haline getirmiştir.

PS1: Tabi bu listede ben komedi filmlerini çok ön planda tutmamaya çalıştım, biraz da benim sinema zevkime göre sınıflandırma yaparak. Yoksa Ertem Eğilmez'in unutulmaz filmlerini (Hababam Sınıfı, Mavi Boncuk, Arabesk, Canım Kardeşim, Gülen Gözler, Tosun Paşa, Şaban oğlu Şaban) gibi filmlerini buraya yazmayarak Ertem Eğilmez, Şener Şen, Münir Özkul gibi ustalara saygısızlık yapmış olmayalım.

PS: 2000 sonrası Türk filmleri için yeni bir sayfa açıp yeni dönem filmlerine bakmak çok daha yararlı olacaktır. Bir sonraki yazıda Çağan Irmak, Nuri Bilge Ceylan, Zeki Demirkubuz, Semih Kaplanoğlu, Reha Erdem, Derviş Zaim, Pelin Esmer gibi yönetmenlerin filmlerine kısa bir yolculuk yapıyor olacağız.

Sevgilerle